* YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ - GAYRİRESMİ ÖĞRENCİ ORTAMI
YILDIZZ KARİYER
YILDIZZ.COM ilgililerine kendi tecrübelerini aktarmak için çaba gösterdiği için Alper Doğu ÖZGÜR Bey'e YILDIZZ.COM ailesi adına teşekkür ederiz.

Öncelikle Endüstri Mühendisleri olmak üzere tüm YILDIZZ'lılara fayda sağlaması temenni ediyoruz.

YILDIZZ.COM Kariyer - Alper Doğu ÖZGÜR Söyleşisi


Alper Doğu Özgür kimdir?


"1969 Nevşehir doğumluyum. Ancak anne ve babamın mesleğinden dolayı (öğretmen) 6 yaşından itibaren Bandırma'da yaşadım. İlk, orta ve lise öğrenimimi Bandırma'da tamamladım. Daha sonraki 6 yıl ise Yıldız Teknik Üniversitesi'nde öğrenci olduğumdan İstanbul'da geçmiştir. Şu an evli ve bir çocuk babasıyım."

Okuldan mezun olduktan sonra yaptığınız çalışmalar, işler ve şu anda çalıştığınız Bosch and Siemens Home Appliances Group hakkında da bizlere bilgi verebilir misiniz.

Üniversiteden sonra askerlik süresi gelinceye kadar ( ~8 ay ) Bandırma'da Banvit A.Ş. de çalıştım. İlk iş deneyimim burasıdır. İlk görevim ise kesimhanede metod mühendisliği yapmak idi. Gerek ilk iş deneyimimin olması, gerek sektöre yabancı olmam ve gerekse iş dünyasının kendine özgü kurallarını henüz yeni öğreniyor olmamdan dolayı zorlanmadım desem yalan olur. Bu 8 aylık süreçten sonra askerlik görevimi yapmak üzere Banvit A.Ş. den ayrıldım.

Askerliğimden sonraki çalışma hayatım ise Bursa'da Coşkunöz Holding bünyesinde başladı. Bu gruba ait radyatör fabrikasında yine metod mühendisi olarak işe başladım. Yeni bir radyatör hattının kurulması, hat dengeleme, fabrika planlama, standart zamanların hesaplanması gibi işler yaptım. 1996 yılında Coşunöz Holding' te SAP projesi başladı. Ben bu projede PM ( Plant Maintenance - Bakım Onarım) modülü implementasyonunda görevli idim. Gerekli eğitimleri aldıktan sonra grup bünyesindeki çeşitli SAP çalışmalarına katılma fırsatı buldum. SAP'yi ilk gördüğüm andan itibaren bu sistemi daha fazla öğrenebilmek için ne gerekiyorsa yapmaya karar verdim. Sistemin özellikle üretim planlama ( PP ) modülünü öğrenmek istiyordum. Ancak bu fırsatı Coşkunöz Holding'de elde edemedim. ( SAP modüllerinin öğrenilmesi kendi çabanız ile yapabileceğiniz birşey değildir. Danışmalık seviyesinde modül öğrenebilmek için mutlaka bir projede ilgili modülün sorumlusu olarak veya key-user görev yapmanız ve ciddi bir eğitim almanız gerekiyor ). Yine Bursa'da bulunan Grammer Koltuk Sistemleri A.Ş. nin o dönemde PP modülü ile ilgili bir arayışı vardı. Görüşmelerin olumlu geçmesinden sonra radyatör fabrikasından ayrılarak Grammer A.Ş. de göreve başladım.

Esas olarak SAP eğitimlerimi bu firmada aldım. Bir yıl süren eğitimlerden sonra Grammer'de yaptığımız reorganizasyon ve SAP projesi başarı ile hayata geçti.

2000 yılına kadar Grammer A.Ş. de çalışmalarıma devam ettim. Bu tarihten sonra ise çeşitli sebeplerden dolayı İstanbul'a taşınmam gerekti. İstanbul'a geldikten sonraki ilk iş deneyimim Uzel Holding oldu. 2,5 yıl kadar burada çalıştıktan sonra 2002 ekonomik krizinden dolayı buradan da ayrılmak durmunda kaldım ve halen çalıştığım B/S/H Proflio Elektrikli Gereçler San. Ve Tic. A.Ş. de göreve başladım .

B/S/H (Bosch and Siemens Home Appliances Group ) Türkiye'de toplam 2500 'e yakın çalışanın görev yaptığı hem iç pazara hem de dış pazara üretim yapan bir beyaz eşya üreticisidir. Firmamız bilindiği üzere dünyanın en büyük beyaz eşya üreticileri arasında yer almaktadır. B/S/H grubunun dünyanın pek çok ülkesinde fabrikası ve satış organizasyonları bulunmaktadır.

Türkiye'de grup bünyesinde halen üç fabrika mecuttur. Bunlar buzdolabı, çamaşır makinası ve fırın fabrikalarıdır.

Grup bünyesinde benim görevim ise yine SAP ile ilgili. Yeni gelişen süreçlerin SAP de uyarlanması, Supply Chain Management çalışmaları, üretim planlama ve kapasite planlama, hat dendeleme, mrp gibi konularda fabrikalara destek vermek ve bu konudaki yeni projelerin geliştirilmesi gibi işler yapıyoruz. Ayrıca genel merkezden gelen SAP ile ilgili ek yazılım taleplerine de cevap vermeye çalışıyoruz.

"Üniversiteye ilk başladığım 1986 yılında yaşadığım duygular, ailesinden kopup farklı bir şehre gelen ve üniversite ortamına giren hemen her öğrencininki ile aynıydı diyebiliriz. Malum, farklı bir ortam, yeni arkadaşlar, bağımsızlık, yurt hayatı, parasızlık vs.vs."

Biraz daha gerilere dönüp; Yıldız Teknik Üniversitesi'ne gelişiniz, Endüstri Mühendisliği'ni seçmeniz, kazanmanız ve ilk zamanlarda yaşadığınız duyguları bizlerle paylaşır mısınız.

Üniversiteye 1986 yılında başladım. Aslına bakarsanız o dönemde endüstri mühendisliği pek bilinmiyordu. Henüz internet te olmadığından bilgi alabileceğimiz bir yer hemen hemen yok gibiydi. Bu mesleği mezun olduğum lisedeki bir arkadaşım vasıtası ile öğrendim. Biraz (kabaca) inceledikten sonra yine onun desteği ile biraz da isteksizce yazdım. Asıl hedefim elektrik-elektronik mühendisliği idi. Sınavda ilk tercihimi tutturamadığm için ikinci tercihim olan Yıldız Teknik Üniversitesi'ni kazandım. Yanlış hatırlamıyorsam 1986 yılında OSS sınavına toplam 300.000 kişi girmişti. Yani bu bölüme girmek şimdikine oranla çok daha kolay idi.

Geriye dönüp baktığımda endüstri mühendisliğini seçtiğim için iyi yaptığımı düşünüyorum.

Üniversiteye ilk başladığım 1986 yılında yaşadığım duygular, ailesinden kopup farklı bir şehre gelen ve üniversite ortamına giren hemen her öğrencininki ile aynıydı diyebiliriz. Malum, farklı bir ortam, yeni arkadaşlar, bağımsızlık, yurt hayatı, parasızlık vs.vs.

Endüstri Mühendisliği'nde öğrenci iken nasıl bir öğrenci idiniz acaba. Ortalamanız, derslere devamınız ne seviyede idi?

Bu konuda başkaları ne düşünüyor bilmiyorum ancak ben kendi adıma pek parlak bir öğrenci olduğumu düşünmüyorum. Yukarıda saydığım sebepler, ailevi problemler, yurt hayatı ve biraz da hayatı tanımadaki eksikliklerim dolayısı ile aslında mevcut olan kapasitemin küçük bir kısmını kullanabildim. Derslere zaten devam zorunluluğumuz vardı. Dolayısı ile devam ettim. Ancak sınıflar ilerledikçe alttan aldığım derslerin sayısındada artış oldu : Ve sonuç malum üniversitenin uzaması :

"Bana göre üniversitede verilen dersler zaten piyasa göre olamaz. Piyasadaki sektörler ve her sektörün kendine has özellikleri o kadar farlıklıklar gösteriyor ve başdöndürücü bir süratle gelişiyor ki böyle bir kaosun içinde piyasaya yönelik eğitim vermek bence çok zor olur."

Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki "Endüstri Mühendisliği Eğitimi" hakkındaki fikirleriniz nelerdir? Sizin aldığınız eğitim teorikmiydi yoksa şu an sizin de içinde bulunduğunuz, piyasaya yönelik miydi?

Bana göre üniversitede verilen dersler zaten piyasa göre olamaz. Piyasadaki sektörler ve her sektörün kendine has özellikleri o kadar farlıklıklar gösteriyor ve başdöndürücü bir süratle gelişiyor ki böyle bir kaosun içinde piyasaya yönelik eğitim vermek bence çok zor olur. Ancak tüm sektörleri kapsayan genel eğilimler konusunda çeşitli eğitimler verilebilir. Örneğin SAP veya daha genel adı ile ERP sistemleri böyle bir alandır. Günümüzde artık belirli büyüklüğe erişmiş firmaların hemen hepsi bir ERP sistemi kullanmaktadır. SAP olmasa bile endüstri mühendislerine genel anlamda bir ERP eğitimi mutlaka verilmelidir.

Ancak ERP dışıdaki konularda durum böyle değil benim gördüğüm kadarı ile. Bu sene moda olan birşey iki sene sonra pek çok firmada kullanılmıyor bile. Yerini başka ve daha gelişmiş teknoloji ve sistemlere devrediyor. Örneğin bu yıl öğrencilere vereceğiniz Six Sigma metodolojisi belki de öğrenci mezun oluncaya kadar ortadan kalkmış olacak.

Özellikle de endüstri mühendisleri yapısı itibarı ile çok çeşitli sektörlerde çalışabilmektedir. Bu da piyasa yönelik eğitim yapmanızı zorlaştırır.

Üniversite esas anlamı ile öğrenciye mühendislik disiplinini, araştırma ve öğrenme metodolojisini, analitik düşünebilme ve problem çözebilme yeteneklerini vermelidir. Bunlar, piyasadan bağımsız olarak her mühendisin bilmesi gereken zorunlu alanlardır. Bu konular iyi öğrenilmeden mühendis olunamaz çünkü.

Bence Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü bu eğitimleri ve sistem kavramını öğrencilere yeteri kadar vermektedir. Bu bağlamda top, öğrencinin kendisindedir. Zaten bir mühendis bu temel mühendislik dislipinini iyi kavramış ise iş hayatının içinde de pek çok konuda kendisini geliştirebilecektir.

Bir diğer önemli olan konu yabancı dil tabi ki. Bence Yıldız Teknik Ünv.'nin en önemli eksikliği bu bence. ( Şu an bildiğim kadarı ile Endüstri Mühendisliği halen Türkçe eğitim veriyor. Eğer İngilizce Öğretime geçildi ise yukarıdaki cümlemi geri alıyorum). Halen üniversitemizde okuyan genç mühendis adaylarını bu konuda uyarmak istiyorum. Eğer mezun olduktan sonra iyi bir firmada iş bulmak istiyorsanız mutlaka en az bir yabacı dili akıcı olarak öğrenmeniz gerekiyor. Eskiden yabacı dil bilmek bir ayrıcalık idi. Şimdi yabacı dil bilmek bir ayrıcalık değil zorunluluktur. Ayrıcalik ise ikinci ve hatta üçüncü bir yabancı dili akıcı olarak konuşabilmektir.

Günümüzde yabacı dil bilmeyen bir endüstri mühendisinin iş bulması mümkün gözükmemektedir. İş mülakatlarının pek çoğu da zaten türkçe yapılmamaktadır.

Endüstri Mühendislerinin Makine, İnşaat Müh. gibi bölümlerle karşılaştırıldığında okuması daha kolay bir bölüm olduğu konusunda yaygın bir görüş hakim. Bununla beraber endüstri mühendisleri ve bölümün de kendisi daha prestijli gibi görünmekte. Yada en azından iş alanı çok daha geniş alanlara yayılabiliyor. Hatta teftiş kurullarında bile yer alabiliyorlar. Bu konuyu genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda karşılaştırma yapmak yanlış olur. Disiplin olarak makina, inşaat ve endüstri mühendisliği disiplinleri birbirinden farklıdır. Bunları karşılaştırmaya çalışmak elma ile armutu karşılaştırmak gibi olur. Her mühendislik disiplininin kendisine özgü avantajları ve dezavantajları vardır. Bence bir endüstri mühendisinin temel mühendislik dersleri haricinde çok zorlayıcı ve teknik ağırlıklı dersler almasına zaten gerek de yoktur. Ancak bunları hiç bilmemeside düşünülemez. Dolayısı ile şu anda üniversitede endüstri mühendisliği öğrencilerine verilen teknik ve teorik ağırlıklı dersler fazlası ile yeterlidir.

Burada esas önemli konu endüstri mühendisliğinin branş dersleridir. Bunların iyi öğrenilmesi gerekiyor. ( Yöneylem araştırması, iş etüdü, tesis planlama, üretim planlama vb. )

"Eğer iş hayatında başarı elde etmek ve belirli mevkilere yükselmek istiyorsanız diğerlerinden farklı olmanız gerekiyor. Ama bu farklılık teknik bilgi ve beceri açısından olduğu kadar sosyal bilgi ve beceri açısından da olmalıdır !!!. "

Çok kapsamlı olacak bu soru belki ama; sektörel ve çalışma deneyimleriniz sonucu şu anda Endüstri Mühendisliği'nde okuyan arkadaşlarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz. Teorik bilgi, yabancı dil, sektörel deneyim, teknoloji kullanimi gibi farklı kulvarlar hakkındaki tavsiye ve tecrübelerinizi aktarabilirseniz eminiz ki YILDIZZ.COM ailenisindeki yüzlerce Endüstri Mühendisliği öğrencisi arkadaşlarımız bu tavsiyelerinize pûr dikkat okuyacaktır.

Hem Türk firmalarda hem de uluslararası firmalarda tecrübe edinmiş bir endüstri mühendisi olarak bu konuda aşağıdaki şeyleri söyleyebilirim :

Eğer iş hayatında başarı elde etmek ve belirli mevkilere yükselmek istiyorsanız diğerlerinden farklı olmanız gerekiyor. Ama bu farklılık teknik bilgi ve beceri açısından olduğu kadar sosyal bilgi ve beceri açısından da olmalıdır !!!.

Bu gün çalışma hayatına baktığımızda ne acıdır ki Türkiye'nin ve dünyanın en iyi üniversitelerinde okumuş, girdiği tüm sınavları derece ile kazanmış ya da parlak akademik kariyere sahip olan endüstri mühendislerini , lise mezunu müdürlerin altında sıradan birer eleman olarak çalışırken görebiliyoruz. ( Dikkat bu bir genelleme değildir. Tabiki çok iyi yerlerde olanlar da vardır.)

Peki bundan bir ders çıkartmalı mıyız ?

Bence bundan çıkartılacak en önemli ders şudur ve endüstri mühendisi olsun olmasın herkes için geçerlidir :

Başarı için herşeyden önce kendinizi satmayı bilmek zorundayız.

Bu konuda deperli arkadaşım Mehmet Özkan'ın bir makalesinden kısa bir alıntıyı vermek istiyorum ; ( Bu bana göre gerçekten çok önemli bir tespit )

"Bir sistem analistin - ya da bir endüstri mühendisinin -, deneyimi ve bilgisi dışındaki en önemli aracı, öncelikle sistemin bir üyesi olan insandır. Ardından gözlem gücü ve dokümanlar gelir. En önemli aracı insan olan bir işte ise, bu araca mümkün olduğunca özen gösterilmesi gerektiği de doğal olarak kaçınılmazdır.

Sistem analist, bir insana başvurduğu zaman, psikolojik teknikleri, insanlar grubuna başvurduğu zaman ise sosyal-psikolojik teknikleri bilmek zorundadır. İlle de Freud'u, Adler'i, Jung'ı, ya da Rasim Adasal'ı, Engin Geçtan'ı, Doğan Cüceloğlu'nu sular seller gibi bilmesi gerekmez, ama bunlardan bihaber olması da düşünülemez. Sistem analist, analizini yaparken sadece anlatılanları değil, anlatan üzerindeki gözlediklerini de ele almalıdır. İnsanların beden diline dikkat ederek, arka planda söylenenleri de anlayabilmelidir.

"Eğitiminiz ne olursa olsun eğer kendinizi iyi pazarlayabiliyorsanız yükselmeniz ve belirli pozisyonlara gelmeniz mümkündür."

Sistem analist, üstünde çalıştığı sistemin alt ve üst sistemlerini de tanıyabilmelidir. Sadece teknik bağlantıları değil, politik bağlantıları da bilmelidir. En azından öğrenmeye çalışmalıdır. Sistem içinde ruhani gücü kuvvetli olan alt sistemleri de (kişi, kuruluş veya departmanlar) tanıyabilmeli ve onların, çalıştığı sistem üzerindeki etkilerini önceden görebilmelidir. Böyle davrandığı ölçüde, olması gerekip te olmayanları izah edebilir. "

Ayrıca kendini satabilmek, ne derece iyi satışçı olduğunuz ile ilgilidir. Eğitiminiz ne olursa olsun eğer kendinizi iyi pazarlayabiliyorsanız yükselmeniz ve belirli pozisyonlara gelmeniz mümkündür.

Eğer iyi bir pazarlama yeteneğiniz yanında iyi bir eğitim geçmişi ve başarılı bir üniversite hayatınız da varsa attığı her hedefi vuran bir silaha dönüşmüşsünüz demektir. Almış olduğunuz mühendislik bilgisi ve deneyimi doğru hedefi seçmenizi ve silahı hedefe doğrultmanızı sağlar. Tetiği çekip hedefi vurmak ise ne kadar iyi bri satışçı olduğunuza bağlıdır.

"Bir gıda mühendisinin bir otomotiv şirketinde çalışması zor olabilir , ancak bir endüstri mühendisi bir gıda firmasında çalışabilir. Örnekleri çoğaltmak mükündür."

Sizce Endüstri Mühendisliği' ni popüler kılan nedir ?

Endüstri mühendislerinin yapabileceği işler tüm sektörlere hitab edebilmektedir. Popülerliğin sebebi budur. Üretim planlama, tesis planlama, metod mühendisliği gibi konular hemen her sektörde faliyet gösteren tüm firmaların ihtiyacı olan konulardır. Bir gıda mühendisinin bir otomotiv şirketinde çalışması zor olabilir , ancak bir endüstri mühendisi bir gıda firmasında çalışabilir. Örnekleri çoğaltmak mükündür. Ayrıca şu da bir gerçektir ki bu güne kadar endüstri mühendisleri gerçekten başarılı işler yaptılar ve firmalarda köşe başlarını tutabildiler. Bu yüzden de endüstri mühendisleri bugün firmalar tarafından en çok tercih edilen meslek grupları arasında gelmektedir.

Endüstri Mühendisleri'nin çoğunlukla bilgisayar ve bilgisayar programları ile yoğun olarak çalıştılları kulağımıza gelen söylentiler arasında. Bu bağlamda siz de bir SAP uzmanı olarak, şu anda endüstri mühendisliği okumakta olan arkadaşlarımıza neler tavsiye edersiniz?

Hangi konuda çalıştığınız pek önemli değil bence. Önemli olan o konuda firmaya neler verebildiğiniz. Ancak özellikle ERP sistemleri uzmanlığı endüstri mühendisleri tarafından tercih ediliyor.

"Hangi konuda çalışıyorsanız çalışın eğer iyi bir gelecek istiyorsanız çalıştığınız konu firmanın ana faaliyet alanı olsun."

Burada önemli olan kıstas şudur : Hangi konuda çalışıyorsanız çalışın eğer iyi bir gelecek istiyorsanız çalıştığınız konu firmanın ana faaliyet alanı olsun.

Yani bir satış firmasında iseniz satış departmanlarında, bir üretim firmasında çalışıyorsanız üretim veya planlama departmanında vs. Eğer bilgisayar/yazılım konusunda faaliyet gösteriyorsanız çalıştığınız firmanın ana konusu bilgisayar/yazılım olmalı.

Ancak aranızda yazılım ile uğraşan meslekdaşlarım varsa uyarmak istiyorum :

Sizler bir yazılımcı değilsiniz. Yazılım ile de uğraşmayın. Bırakın kod yazma işini başkaları yapsın. Bir endüstri mühendisinin sahip olduğu fırsatlar aldığı eğitim itibarı ile bir yazılımcının çok daha üstünde yer alır.

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunlarının sektörde herhangi bir ağırlığının olduğu veya yardımlaşma&dayanışma içerisinde olduklarından bahsedilebilir mi sizce?

Evet Yıldız Teknik Üniversitesi mezunları bu gün piyasada tercih edilen endüstri mühendislerinin içinde yeralmaktadır. Ancak benim gördüğüm kadarı ile bölüm mezunları arasında yeteri kadar bir yardımlaşma ve dayanışma yok. Bunun ciddi anlamda değişmesi gerekiyor.

Konuyu biraz degiştirelim. İnternet ve sivil toplum kuruluşları hakkındaki fikirlerinizi nelerdir? Siz interneti hangi amaçlar için kullanıyorsunuz? Mesleki ve sosyal sivil toplum kuruluşları, kampanyaları ve sizin bunlara katılımınız ne seviyede gerçekleşmektedir?

Internet yaşadığımız çağın muhteşem bir buluşudur. Esas amacı insan hayatını kolaylaştırmak olmalı bence. Ancak kontrol edilememesi de ayrı bir dezavantaj oluşturuyor. Ben yapabileceğim tüm işleri ( banka işleri, alışveriş vs. ) öncelikle internet üzerinde yapıyorum. Elimden geldiği kadarı ile de sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerine katılıyorum. Örneğin Gelişim Ortamı'nda ( www.gelisimplatformu.org ) zaman zaman ücretsiz seminerler veriyorum veya verilen seminerlere elimden geldiği kadarı ile katkıda bulunuyorum.

Biraz da öğrencilik yıllarınıza dönelim..Öğrencilik hayatınızda yaşayamadığınız, eksik yaşadığınıza inandığınız "keşke" leriniz var mıdır? Varsa tüm Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine bu tip önerileriniz olabilir mi?

Alsına bakarsanız her insanın olduğu gibi benim de keşkelerim var.
- Keşke daha çok çalışsaydım ,
- Keşke ikinci bir yabancı dil öğrenseydim ,
- Keşke yurtdışına gidebilseydim
Vs.

Son olarak Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine ve özellikle Endüstri Mühendisliği öğrencilerine söylemek istediğiniz birşeyler var ise bunları da duymak isteriz. Soru-cevap şeklinde gerçekleştirdiğimiz bu faaliyetimize katıldığınız için size gönülden teşekkür ediyoruz.

Son olarak söylemek istediğim şey şu :

Günümüzde kıran kırana bir rekabet sözkonusu. Bunu şirketlerin ilanlarına gelen iş başvurularından ve başvuran kişilerin genel özelliklerinden yola çıkarak söylüyorum. Gerçekten artık çok basit pozisyonlara bile yurtdışında eğitim almış, birkaç dil bilen, master yapmış insanlar başvuruyor.

Gördüğüm kadarı ile artık iş bulmak ( iyi bir firmada, uygun bir pozisyonu kastediyorum) oldukça zorlaşmış durumda. Yani bu bağlamda ciddi rakipleriniz olacak.

Dolayısı ile hiç durmadan çalışıp kendimizi geliştirmemiz gerekiyor.

Ancak bu kesinlikle kimsenin moralini bozmamalı. Maddi imkanı olan öğrenciler bu imkanlarını en iyi şekilde değerlendirsinler. Olmayan öğrenciler için ise çok çeşitli alternatifler mevcut. O alternatifleri araştırıp bulabilirler.

NOT : Burada söylenilen şeyler benim kişisel düşüncelerim olup katılmayan insanlar bulunabilir. Ancak gerçek iş hayatına atıldığınızda bunlar birer birer karşınıza çıkacaktır. Ben şuna inanıyorum, insanın isteyip te yapamayacağı hiçbirşey yok gibidir. Yeter ki istesin.

Bu vesile ile tüm öğrenci arkadaşlarıma başarılar diler, saygılarımı sunarım.


Makine Mühendisi Besim Şenkardeş Söyleşisi

Elektrik Mühendisi Can Tansever Söyleşisi

YILDIZZ ARAMA