* YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ - GAYRİRESMİ ÖĞRENCİ ORTAMI
YILDIZZ KARİYER
YILDIZZ.COM ilgililerine kendi tecrübelerini aktarmak için çaba gösterdiği için
Can Tansever Bey'e ve bu söyleşiyi bize kazandırdığı için conqueror3'e YILDIZZ.COM ailesi adına teşekkür ederiz.

YILDIZZ.COM Kariyer - Can Tansever Söyleşisi

Öncelikle Can Tansever kimdir diyerek başlayalım. Bizlere kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

1973 yılında Istanbul'da doğdum. Saint Joseph Fransız Erkek Lisesi mezunu olup, Fransızca ve İngilizce dillerine sahibim. Meslek hayatımda bu iki dili ileri derecede kullanabiliyor olmanın büyük faydalarını gördüm. Bu röportajda ismi geçen Eleksan Ltd.'nin sahibi olan ailenin oğluyum. Bu sebeple üniversite eğitimim sürecinde zaten eğitim sonrası profesyonel hayatımın adresi çok önceden belirlenmiş idi.

Okuldan mezun olduktan sonra yaptığınız çalışmalar, işler ve şu anda çalıştığınız Eleksan Ltd. Şti. hakkında da bizlere bilgi verebilir misiniz?

Üniversite hayatım boyunca, sonrasında ve bugün, Eleksan Ltd. bünyesinde elektro-mekanik sistemlerin tasarım ve imalat süreçlerinde çalıştım. Eleksan Ltd. bugün itibariyle insansız imalat makineleri (otomat) ve tıp laboratuar donanımları üreten bir firmadır. İhtiyaca özel otomatların ve özgün tasarımlı laboratuar donanımlarının yaradılış süreci, mühendislik kapasitelerimizin sınırlarını sürekli olarak zorlamamıza imkan veriyor. Firma ürünleri Türk ve yabancı kökenli beyaz eşya üreticileri ve benzeri büyük sanayi kuruluşlarının yanısıra, Avrupa'daki bireysel tüketiciler tarafından kullanılıyor.

"Bu radikal kararın ardında, Y.T.Ü. eğitiminin, pratik uygulamadan kopuk ağır teorik olmayıp, pratik mühendislik anlayışına yönelik oluşu idi."

Biraz daha gerilere dönüp; Yıldız Teknik Üniversitesi'ne gelişiniz, Elektrik Mühendisliği'ni seçmeniz, kazanmanız ve ilk zamanlarda yaşadığınız duyguları bizlerle paylaşır mısınız?

Eleksan Ltd.'de çalışacağım, üniversite eğitimim öncesinde dahi belli idi. Bu sebeple üniversite bölüm seçimimi elektrik-elektronik yönünde yaptım. Y.T.Ü. ve İ.T.Ü.'ye yaptığım ziyaretler ve bu üniversitelerin ilgili bölümlerinde karşılaştığım ve bana zamanlarını ayıran kıymetli öğretim görevlilerinden edindiğim izlenimin, aile bireylerimin deneyimleri ile çakışması üzerine üniversite giriş sınavında sadece Y.T.Ü. Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümlerini hedefledim. Bu radikal kararın ardında, Y.T.Ü. eğitiminin, pratik uygulamadan kopuk ağır teorik olmayıp, pratik mühendislik anlayışına yönelik oluşu idi.

"Diğer bölümlerin kapılarının da bizlere kapalı olmadığını ve eğitmenlerin "meraklı" mühendis adaylarına destek olmakta tereddüt etmediğini gördüğüm günden mezun olduğum güne kadar, sürekli olarak ilgili olduğum konular üzerinde çalıştım. "

Sınav sonucunda Elektrik Bölümü'nü kazandığımı öğrendim. Elektrik Mühendisliğinin ilgi alanı, benim hedeflediğim mikroişlemci bazlı ileri kontrol uygulamalarını kapsamasa bile, ikinci bir üniversite giriş sınavını göğüslemek yerine Elektrik Mühendisliğine yazıldım. İlk günlerde bölümde mevcut yüksek öğrenci adedi ve liseye göre farklı formattaki eğitim sistemi beni rahatsız etti. Üniversitede öğrenci - eğitmen ilişkisi bireysellikten uzaktı. Eğitmen için sizin mevcut olup olmamanız hiç de önemli değildi. Ne de olsa sizden başka 270 kişi daha aynı dersi alıyordu. Bu bölümde geçirdiğim ilk yılda bölüm eğitim içeriğinin, ilgi alanımdan o kadar da uzak olmadığını gördüm. Diğer bölümlerin kapılarının da bizlere kapalı olmadığını ve eğitmenlerin "meraklı" mühendis adaylarına destek olmakta tereddüt etmediğini gördüğüm günden mezun olduğum güne kadar, sürekli olarak ilgili olduğum konular üzerinde çalıştım. Bu bağlamda geçmişte Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanlığı görevini yürütmüş olan Sn. Prof. Yahya Karslıgil ve bu bölüm eğitim görevlileri başta olmak üzere, emeklerini benden esirgemeyen bütün Y.T.Ü. eğitim kadrosu üyelerine şükranlarımı sunarım.

"Arıza bence şu: önce anlatılacak şeyin ne için varolduğu öğrenciye farklı metodlar ile aktarılmalı. Yani öğrenmekte olduğu teori neden var, o olmadığı zaman ne gibi sıkıntılar çekilmiş, insanlar hangi yollarda yürüyerek bugünki noktaya erişmişler."

Elektrik Mühendisliği'nde öğrenci iken nasıl bir öğrenci idiniz acaba. Ortalamanız, derslere devamınız ne seviyede idi? En çok uğraştıran ve canınızı sıkan ders hangisiydi?

Bugün yaptıklarıma baktığımda kendim için "iyi bir mühendis" tanımlamasında bulunuyorum. Üniversite yıllarına baktığımda ise "berbat bir öğrenci" olduğumı hatırlıyorum. İyi mühendis - Berbat Öğrenci paradoksunun ardında yatan sebep bence şudur: Öğrenciye mühendislik kapsamında pratikte uygulaması olan bir teori üzerinde matematiksel olarak ifadelenmiş bir dizi açıklamada bulunuluyor. Bu teorik konular genelde öğrencinin adını bile duymadığı konularda olup, dolayısı ile öğrenci için en ufak bir önem taşımıyor. Ders saatleri akıp gidiyor, öğrenci notlar alıyor, bir üst sınıflardan edinilen söylentilerde "hocanın daha çok şuradan soru çıkarttığı" söyleniyor. Birşeyler öğrencinin aklına ya da daha iyisi hesap makinesinin hafızasına yazılıyor ve güm!...bir de bakmışsınız dersten geçmişsiniz. Not alınmış ama ders alınmasa da olurmuş. Ben ve bence arkadaşlarımın %90 için derslerin çoğu bu tempoda geçti.

Arıza bence şu: önce anlatılacak şeyin ne için varolduğu öğrenciye farklı metodlar ile aktarılmalı. Yani öğrenmekte olduğu teori neden var, o olmadığı zaman ne gibi sıkıntılar çekilmiş, insanlar hangi yollarda yürüyerek bugünki noktaya erişmişler. Bunları sınıfta üstünkörü anlatmak da yetmez kanımca. Pratik problemler ve eğitmenlerin yaratıcılıklarını kullanarak oluşturacakları farklı metodlarla, anlatılmak istenen konuya öğrencinin ilgisi çekilmelidir.

Çok iyi hatırlıyorum bize transistörü anlatmışlardı. Transistör şu işe yarar, kazanç formülü şudur, hadi girelim formüllere, baz akımı, polarizasyon, vs, vs...Yahu adam daha transistörü hayatında görmemiş, ne için icat edildiğini bilmiyor. Aspirin yerine bacakları kesilmiş bir BC547 versen ilaç yerine içecek. Öğrenci konuya bu kadar uzak iken, matematiksel ifadelerin neye yararı olur. Bazı derslerde yukarıda anlattığım şekilde giriş bilgilendirme süreci vardır ama o da kara kuru birşeydir. Bence öğrencilerin ilgisi derslere yeteri kadar çekilemiyor. Bir mühendis bana "-Yahu bilseydim bunların birgün lazım olacağını vallahi daha iyi dinlerdim hocaları!" demişti. İşte bu itiraf (ki ben de defalarca aynı itirafta bulunmuşumdur) tezimi bir kez daha doğruluyor. Beni ve arkadaşlarımı en zorlayan dersler "Devre Analizi" ve "Manyetik ve Elektrik Alan Teorileri" idi. Şimdi bakıyorum da bugün uğraştığımız konuların yanında bu kağıtta mevcut, tanımlı konu problemleri ne kadar da kolay görünüyorlar.

"'Piyasa Mühendisi' tanımı kulağa ucuz gelmesin. Bir sürü insan "Satış Mühendisi" gibi anlaşılmaz sıfatlarla masabaşında vakit geçirirken, 'Piyasa Mühendisleri' gerçek hayattaki mühendislik problemlerini çözerler."

Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki "Elektrik Mühendisliği Eğitimi" hakkındaki fikirleriniz nelerdir? Sizin aldığınız eğitim teorikmiydi yoksa şu an sizin de içinde bulunduğunuz, piyasaya yönelik miydi?

Üçüncü soruya verdiğim cevap içeriğinde olduğu üzere bence Y.T.Ü.'de verilen eğitim piyasaya yönelik bir eğitimdi. Zaten eğitimim esnasında "Y.T.Ü. piyasa mühendisi yetiştirir" sözünü sıkça duymuşumdur. "Piyasa Mühendisi" tanımı kulağa ucuz gelmesin. Bir sürü insan "Satış Mühendisi" gibi anlaşılmaz sıfatlarla masabaşında vakit geçirirken, "Piyasa Mühendisleri" gerçek hayattaki mühendislik problemlerini çözerler.

Elektrik Mühendislerinin çoğunlukla "Kontrol" ve "Tesisat" alanlarında çalıştıkları kulağımıza gelen söylentiler arasında. Bu bağlamda siz de bir elektrik mühendisi olarak,gerek maddi gerekse iş imkanı açısından düşünürsek,şu anda bu bölümü okumakta olan arkadaşlarımıza hangi alanı tavsiye edersiniz?

Bu soruya net cevap vermek ürkütücü derecede zor. İlerleyen zamana bağlı olarak Türkiye'de üretim yapan firmaların elektrik mühendisi talepleri ne yönde gelişir iyi düşünmek lazım. Eleksan Ltd., elektrik mühendisliği gibi dev bir uygulama alanının sadece ufak bir bölümünde faliyet gösteriyor. Bu alt alan kapsamında "Kontrol" uygulamalarına olan talebin gün geçtikçe artmakta olduğunu izliyoruz. "Tesisat" uygulamalarından kastedilen ise inşaat sektörü paralelinde ilerleyen enerji aktarım ve aydınlatma uygulamaları olsa gerek.

Ne yazık ki benim gibi, eğitim sürecinde işyeri adresinizin neresi olduğunu net olarak biliyorsanız "Hangi alanda uzmanlaşmalıyım?" sorusu önemini kaybediyor zira sorunun cevabını net olarak biliyorsunuz. Ama piyasada edindiğim deneyimler doğrultusunda sizlere bir temel rota çizebilirim sanırım.

"Unutmayın, deneyimsiz bir mühendis olarak dahil olduğunuz profesyonel ekibe faydalı hale gelmeniz 2-3 yılı bulacaktır. Maaş kriterini mümkün olduğu kadar kenara bırakıp, mesleki deneyimlerini zenginleştirmeye bakın."

Türkiye'de sektörel talepler çok değişken. Belirli dönemlerde belirli sektörel talepler canlanıp diğerleri sönebilir. Gemlik depremini hatırlayın. Sonrasında halktaki deprem korkusu inşaat sektörünü daha önce hiç görmediği bir durgunluğa itmişti. Bu dönemde tesisat alanında çalışan bir mühendis olduğunuzu düşünsenize. Proje adetleri dibe vurmuş, çizecek proje yok...Aynı kazalar farklı sektörlerde de yaşanabilir. Bu bağlamda sanırım mühendis kimliğinizi katmanlara ayırmanızda fayda var. En alt tabakaya "evrensel" elektrik mühendisi özelliklerini koyun. Yabancı dilleri çok iyi kullanabilme, ofis yazılımları, CAD yazılımları ve benzeri, evrensel kullanımda olan temel değerleri bünyenize yerleştirin. Öyle ki felaket senaryolarının gücü bile sizi işsiz bırakamasın, kriz esnasında kolayca iş bulabilin. Sonrasında ise giderek üst katmanlarınızda uzmanlaşın.

Ama benden "-Şu alanda elektrik mühendisine talep var" şeklinde bir tavsiye beklemeyin. Türkiye'de talepler çok değişken olabilir. Bu soruya "alt katman" tanımı dışında (ki bence çok önemli) bir cevap alamadınız ama bu aynı soruyu başkalarına da sormayacağınız anlamına gelmez.

Önemli bir diğer konu da meslek hayatına atıldığınızda hemen maaş hesapları yapmaya başlamamaktır. Unutmayın, deneyimsiz bir mühendis olarak dahil olduğunuz profesyonel ekibe faydalı hale gelmeniz 2-3 yılı bulacaktır. Maaş kriterini mümkün olduğu kadar kenara bırakıp, mesleki deneyimlerini zenginleştirmeye bakın.

"Y.T.Ü.'nün sizler için bir mucize yaratamayacağını bilin. Karşılaştığınız eğitmenler de sizler gibi birer insan ve her sene size çok benzeyen yüzlerce öğrenci kapılarını çalıyor."

Çok kapsamlı olacak bu soru belki ama; sektörel ve çalışma deneyimleriniz sonucu şu anda Elektrik Mühendisliği'nde okuyan arkadaşlarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz. Teorik bilgi, yabancı dil, sektörel deneyim, teknoloji kullanimi gibi farklı kulvarlar hakkındaki tavsiye ve tecrübelerinizi aktarabilirseniz eminiz ki YILDIZZ.COM ailenisindeki yüzlerce Elektrik Mühendisliği öğrencisi arkadaşlarımız bu tavsiyelerinize pür dikkat okuyacaktır.

Daha önce de değindiğim gibi referansınız sizsiniz. Y.T.Ü.'nün sizler için bir mucize yaratamayacağını bilin. Karşılaştığınız eğitmenler de sizler gibi birer insan ve her sene size çok benzeyen yüzlerce öğrenci kapılarını çalıyor. Eğer ilgilendiğiniz konularda bilgiye sahiplerse, bu bilgiyi onlar size vermeyecek, siz onlardan alacaksınız. 09:00-18:30 mesai anlayışı içerisinde memur mantığı ile üniversiteye gidip gelirseniz dışarıdaki sıradan kitlenin bir parçası olursunuz. Önce yukarıda anlattığım "Alt Katman" meselesini halledin sonra da "Özel" olmaya çalışın.

Standart dersler haricinde ilgilendiğiniz konular ile ilgili projelere eğilin. Bunlar için eğitmenlerinizden koordinasyon ve rehberlik isteyin. Daha önce de dile getirdiğim gibi elinizin altında Internet gibi muhteşem bir imkan var. Biz üniversitede iken (böyle yazınca insan kendini yaşlı hissediyor, o da ayrı mesele...) bir elektronik komponentin teknik bilgisini içeren datasheet'i bulmak için Karaköy pasajlarını dükkan dükkan gezerdik bir de "Yok canım! yan dükkana bakıver!" cevabını alırdık. Şimdi gece, gündüz istediğiniz saatta ilgilendiğiniz konu ile ilgili sayısız belge bulabilirsiniz Internet üzerinde. Bu belgeleri okumak, sorular derlemek, projeler geliştirmek, eğitmenlerinize danışmak...hepsi sizin elinizde, referans sizsiniz...Basit adımlar ile başlayın.

Unutmayın mühendislik eğitiminizde referans sizsiniz. Eğitmenlerinizi bir av köpeği gibi takip ederek kafanıza koyduğunuz yönde onlardan kaynak ve deneyim desteği talebinde bulunun. Bazen onlar dahi sizi yanlış yönlendirebilirler. Yılmayın ve unutmayın, referansınız kendinizsiniz. Bir konuda ilerleyerek birkaç hafta çalıştığınızda karşılaştığınız problemi çözmek, sebebini anlamak için biraz daha bilgiye ihtiyaç duyacaksınız. İşte o noktada derslerde size öğretilmiş olan bilgilerden biri işinize yarayacak ve "Demek bu yüzden o derste bundan bahsetmişler!" diyeceksiniz ve o bilgiyi sindirmiş olacaksınız. Mühendislik hayatınız boyunca da o bilgi sizle beraber kalacaktır. Yalnız yukarıda aktardığım çalışmaları yaparken elinizi çabuk tutun. Vakit inanın tahmin ettiğinizden çabuk geçiyor.

"Yüksek lisans yapacak olan mühendis adaylarından bir de isteğim olacak. "Yüksek mühendis oldum ben! Kim tutar beni!" diyerek sağa sola hava atmayın. İşin sonunda iki sene daha okumuş oldunuz o kadar."

Bir de yüksek lisans.. Sizce bir elektrik mühendisi yüksek lisans yapmalımıdır yoksa bir an evvel çalışma hayatına mı başlamalıdır ?

Ülkemizde etiketin önemi göz ardı edilemez. Genelde iş başvurularında iki yabancı dil ve yüksek lisansın varlığı soruluyor insanlara. Bu bağlamda eğer yüksek lisans sınavını kazanmış iseniz ve maddi durumunuz eğitim hayatınızı biraz daha uzatmanıza izin veriyor ise, bence yüksek lisans yapın. Ancak yüksek lisans sürecini yarıda bırakan birisi olarak, bu programın standart üniversite eğitim sürecinden ciddi farkları olmadığını, mühendislik "derinliğinizi" artırmadığını söyleyebilirim. Yüksek lisans yapacak olan mühendis adaylarından bir de isteğim olacak. "Yüksek mühendis oldum ben! Kim tutar beni!" diyerek sağa sola hava atmayın. İşin sonunda iki sene daha okumuş oldunuz o kadar.

Sizce Elektrik Mühendisliği' ni piyasada önemli ve geçerli kılan nedir ?

Elektrik mühendisleri temel mühendislik eğitimi görmüş oldukları için analiz kabiliyetleri yüksektir. Farklı branşlarda fikir yürütebilirler. Bununla birlikte üzerinde çalıştıkları elektrik "medyası" gözle görünmez ve elektrik şoku haricinde son derece sanal yapıdadır. Bu yapıda bir unsur üzerine kurulu "Elektrik Mühendisliği" eğitimini alan insanlar hayal güçlerini daha iyi kullanarak farklı konularda ileri çözümler getirebilirler.

Ayrıca Elektrik Mühendisleri konuları itibariyle "esnek" yapıdadırlar. Örneğin, bir elektrik mühendisi, mekanik tasarım ya da imalat optimizasyonu ile ilgili fikir yürütebilir ancak bir makine ya da endüstri mühendisi için bunun tersini yapmak nerede ise imkansızdır.

"Bırakın sektörel yardımlaşmayı, en iyi iki üniversite arkadaşımı bile son birkaç yılda iki kez görebildim."

Yıldız Teknik Üniversitesi mezunlarının sektörde herhangi bir ağırlığının olduğu veya yardımlaşma&dayanışma içerisinde olduklarından bahsedilebilir mi sizce?

Türk Milleti tarihi itibariyle bireyseldir. Ben kavşaklarda trafik ışıklarına rağmen baskın çıkan "Ben geçeyim de arkadaki başının çaresine baksın." anlayışını ve buna bağlı trafik kargaşasını bireysellik anlayışımıza bağlamışımdır. Bu bağlamda Y.T.Ü. mezunu elektrik mühendislerinin piyasalarda dayanışma içerisine girmesini ancak ümit edebilirim. Bırakın sektörel yardımlaşmayı, en iyi iki üniversite arkadaşımı bile son birkaç yılda iki kez görebildim.

"En sevmediğim: 270 kişilik bir güruh içerisinde, var mısın yok musun belli olmadan "Bize ne kardeşim, biz panoya asmıştık, okusaydın!" anlayışında bir devlet eğitimi."

Biraz da öğrencilik yıllarınıza dönelim..Yıldız'daki öğrencilik yıllarınızda okulun en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz yönlerini açıksözlülükle dile getirmenizi istesek ?

En sevdiğim: Bir gün kapısını çalıp "Ben mikroişlemciler üzerinde çalışmak istiyorum." dediğimde bana rehberlik yapan Sn. Prof. Yahya Karslıgil ve beraberindeki eğitmenler gibi, öğrenciye birşeyler katmak, yol göstermek için öz gayretlerini eksik etmeyen idealist eğitmenler. İsimsiz kahramanlar arasında onlar da yer alıyor. Hepsine içten teşekkürlerimi sunarım. Merak etmesinler, bana olan katkıları bugün Türkiye için çok güzel şeylerin yaratılmasında kullanılıyor.

En sevmediğim: 270 kişilik bir güruh içerisinde, var mısın yok musun belli olmadan "Bize ne kardeşim, biz panoya asmıştık, okusaydın!" anlayışında bir devlet eğitimi. Sabah erken saatlerdeki vize, final, bütünleme stresleri. Eğitim ortamında mevcut gereksiz politik faaliyetler...

Öğrencilik hayatınızda yaşayamadığınız, eksik yaşadığınıza inandığınız "keşke" leriniz var mıdır? Varsa tüm Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine bu tip önerileriniz olabilir mi?

Belki gençlik filmlerinde olduğu gibi bir üniversite hayatım olsun isterdim. Hani şu konvoy halinde sörf ya da dalışa gidilen filmlerdeki gibi. Ama herşeyin bir bedeli var. Ben hedefimi net belirlemiştim. Uğrunda ödenecek bedeli de iyi biliyordum. Çok kaliteli eğitmenler ile karşılaştım. Onları rahatsız etmeden, onlardan ilgili olduğum konularda bilgi almayı becerdim.

Standart eğitim programı haricinde, ilgili olduğum konulardaki projelerde saatlerce, günlerce çalıştım. Bugün dahil olduğum Eleksan Ltd. tarafından sıfırdan tasarlanarak üretilen ürünler Avrupa Kalite Ödülü'nü alan işletmelerde, İsviçre'de, İtalya'da, Fransa'da bireysel kullanıcılar tarafından kullanılıyor. Bu da Türkiye Cumhuriyeti'nin bir övünç kaynağıdır.

"Türkiye Sanayisinin önümüzdeki 10-20 yılda daha da hızlanarak gelişeceğini ve güçleneceğini söylemek yanlış olmaz. Bu bağlamda üretim piyasalarında yetkin ve donanımlı mühendislere ihtiyaç olacak."

Son olarak Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine ve özellikle Elektrik Mühendisliği öğrencilerine söylemek istediğiniz birşeyler var ise bunları da duymak isteriz.

Türkiye teknik üretim alanlarında giderek uzmanlaşıyor ve gücünü artırıyor. Her geçen gün ülkemizde yerli sanayi üretim kabiliyetlerini ve rekabet yeteneklerini artırmakta. Bunu bizzat net olarak takip edebiliyorum zira Eleksan Ltd. olarak pek çok işletmenin mutfağında yer alıyoruz. Üretim maliyetlerimiz de Avrupa ülkelerine göre çok düşük. Zaten bu ülkeler de pahalı işçi maliyetleri yüzünden imalatlarını kaydıracak ülke arıyorlar. Altyapısı, demokratik ve hukuksal güvenilirliği, Avrupa'ya yakınlığı ve benzeri sebepler yüzünden Türkiye'ye yabancı yatırımcı akımı devam ediyor.

Bir araştırmaya göre Avrupa'da son dönemde yıldızı parlayan iki ülke var. Bunlar Rusya ve Türkiye. İrtibatta olduğum yabancı üreticiler özellikle Türkiye'nin önemini vurguluyorlar. Bu veriler doğrultusunda Türkiye Sanayisinin önümüzdeki 10-20 yılda daha da hızlanarak gelişeceğini ve güçleneceğini söylemek yanlış olmaz. Bu bağlamda üretim piyasalarında yetkin ve donanımlı mühendislere ihtiyaç olacak. Dış borçlar ile pompalanmayan, gerçekçi ve sağlıklı büyüme sürecinde genç mühendislerin önü açık olacaktır. Bir de lütfen siz, benim dönem arkadaşlarım gibi "Filanca ülkede bir elektrik mühendisi şu kadar maaş alıyormuş, gitsek mi?" edebiyatını yapmayın. Hayat heryerde zor ve hala bu ülkenin taşı toprağı altın. Yeter ki sizler önünüzde mezuniyete kadar kalan zamanı iyi değerlendirin ve sıkı çalışın. Unutmayın, referansınız kendinizsiniz. Sonunda kazanan ya da sürünen siz olacaksınız.

Soru-cevap şeklinde gerçekleştirdiğimiz bu faaliyetimize katıldığınız için size gönülden teşekkür ediyoruz.

Siz genç mühendis adaylarına olup biteni, yapılması gerekenleri ve deneyimlerimi aktarmak şansını verdiğiniz için ben sizlere, bütün YILDIZZ.COM ekibine teşekkür ederim.

Ekim'06 © YILDIZZ.COM



Makine Mühendisi Besim Şenkardeş Söyleşisi

Endüstri Mühendisi Alper Doğu Özgür Söyleşisi

YILDIZZ ARAMA